adımla öne çıkan kendi adıyla geriliyor. zaman, olanca fazlalığıyla ihtiyaç.
(gül döken parmakları hecesiz..)
yalın başıyla, ayaksız bir çıplak, durmuyor geride. ilerisi, şimdiye inat.
(gün bilen bahçesi güneşsiz..)
oysa;
"eğer uzun beklenmişse, karşılaşma bir vedadır."*
ve hücre;
delirmiş geçitleriyle bakılan bir şehir rüzgarının uğultusu değil.
ses; taştan duvar değil.
örgü, özgüsüz bir çağrışım değil -birilerinin cebindeki delik sanılan-
değil değil.
o: korkuyorum, sarıl bana.
ben: eğer sana sarılırsam, sirenlerin çalmaya başlar ve çalınan sadece benim güzelliğimle sınırlı kalmaz.
o: sınırların da sen de tıpkı güzelliğin gibi esirine hınç korkuyorsunuz yarılıvermekten. halbuki kasıklarına biriken kanı akıtalı çok oldu.
ben: hiç bir çok, ondan çok olamaz ve bu çoğul kafada (ki tam bir yuvarlak varsayımı saçlarında, kımıldasa rüzgar sanacaksın!) birikmiş insanlar bir kimlik oluşturmaktan aciz.
o:bu acizliğin bedenine etkisi, benim kaslarımın kilo kilo tartılamazlığıyla ters orantılı sanıyordum, yanıldığımı göster!
ben: yanılgı sivrileşmiş kafalar için acizliktir!
o: bana ebenin sözlerini söyleme. yeminli bir arın üstüne uçan kışı yok sayman diken diken tüylerini bir bahçıvan bıçağıyla kesmemi sanırım giyotinleriyle inmiş son bahara tercih etmez.
ben: giyotinin hakkı üçtür!
o: üç hak değil bedeldir!
ben: din ve bilim arasındaki ilişki gibi gelmeni istiyorum bu gece yatağıma.
o: çoraplarımı çıkarırken ben, sırtımı kazıyacak olan tırnaklarını, düğümlerimi çözerken törpülemelisin.
ben: törpü, geçiti farketmez sınırlar kadar acizdir!
o: bana aramızdaki tek aciz giysilerimizmiş gibi geliyor.
ben: çıkarırsak düşer saltanatı sözün!
o: hecelerine ayrılan söz değil de neydi?
ben: bana alkaline pillerle çalınmış bir şarkı söyle!
o: alkaline trio - this could be love.
ben: could be..
* onursal yakupoğlu/aforozmalar - agren-
1 yorum:
yalandan bi ben ölürüm masalları
Yorum Gönder