Pazartesi, Haziran 23, 2008

olan biten

ayaklarından yapraklar dökerek yürüyen çocuklar, saksılarından kurtulmak için gömüldükleri toprağı ikna etmeye çalışan tohumlar gibi rüzgar yardımlı bir savrulmaya hazırlıyorlar bedenlerini. bedenleriyle yıktıkları turuncu sokaklar, seslerindeki turuncaya denk bir parlak ile benim bedenimi kendi bedenleri etmeye çalışıyor. beni ele geçiriyorlar..
"ele geçiriliyorum dahası eldiven değilim!"
ele geçirirken görgü markalı çatal-bıçak takımlarını kullanıyorlar. halbuki ben, çocukların ellerine-ağızlarına vurulan kaşıklarla yerimden alınıyorum.
ele
bir kaşık yardımıyla yerimden alınarak
geçiyorum.
talihsizlik bu!
"dudağından yanağına yıldız kayıyor."
ses diyor, duran ile bir türlü duramayacak olanın kendini kaybettiği bir yanılgıdır, aynaların içinden geçip aynaların dışında kırılan.

Hiç yorum yok:

denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez .