düşündükçe hayatı yaşayamayan
içtikçe kafasından su suzdıran
33. toplantı salonunda
topukları yerin bir parçası
yüzyorken
baktığın dumanlı an
tepesinde bir dağın
celladı olacak
(çan)
yaylılar başlasın...
(çan)
yay bir örgülerinden çözülme simgesi olarak işte orada başının etrafında geriliyordu. teller adım adım kararan gölgeni sokak lambalarından uzaklaştırırken joker bizi bulduğu ilk yerde unuttuğu defterde adını arıyordu. sen söylemeden adımı, bulamazdı kimseler beni. buldular. bana bunu neden yaptın?
oysa sen:
"kendine bunu neden yapıyorsun?"
(çan)
bir sürü insan ocaklarını yaktı ve bir çoğunun ilk ocağı değildi yanan. tencereler içlerine beni doldurup içim yukarı, havaya grisini bıraktığında seni içti. terim aşağı, yere kızılını attıkça sana döndü. sesler dursun. karnaval bir kaç sokak ileride sesleri emilsin diye bekliyor. içindeki ıssız boğuk bir şarkıya isim oluyor. karnavalı boşveriyoruz.
(çan)
rus usulü tatlandırılmış diskonun kapısını aralıyoruz. ışık bedenimize gözümüzden girip ancak senin içinde varolabilirsek bedenimizden çıkacağını söylüyor. çıkardığı sesleri içinde tutmayan bir oyun konsoluna aynı gözlerle dalan müzik durmuyor. duracak sanıyoruz. dursa saat de duracak sanki: naked funk. dans ediyosun.
(çan)
joker pis pis sırıtıyor.
çay
soğuk hava
kazak
beterin beteri var biliyoruz.
(çan)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder