Pazartesi, Haziran 08, 2009

ev

uçaklar geri geri uçuyor ve bir kitabı boylu boyunca geçip yeri boyluyor..
herkes evine dönsün. hava kararıyor zehir gibi bir sıcak çıplak bacaklara yapışıyor. elbise, düğünlerin vazgeçilmezi. elbise sevmiyoruz.. zehir gibi sıcak, bacaklarını kestiğimiz ve el kadar ölçüsüne getirdiğimiz kotumuzun içini deliyor.. elbise değil el kadar şort giyiyoruz biz. evlenmiyor, düğünlere gidip kimseyle tanışmadan şarap içiyoruz biz. herkesin evine dönmesini izliyor ve bunu zaten deli gibi arzuluyoruz biz. bacakları kesilmiş kot gibi ayaklarımızdan kestik biz evimizi.. bizim evimiz yok. düğün tarhimiz, nikah şekerlerimiz ve duvarlara çarptıkça çoğalan kadın ağzımız yok bizim.
götümüzde yırtık kot şortumuz, hecelerimiz, uzun savruk saçlarımız, masalsı sesimiz ve kafamız var..
evimiz yok.
erkeklerimiz ya da kadınlarımız yok.
evimiz yok.
dediğim gibi, evimiz yok.
sizin var.
bizim yoooook
sizin vaaaaar
inatlaşma seviyorsunuz diye gözlerimizi yerinden oyamayız ya;
bizim evimiz yok
sizin var.

siz aptalsınız.
ben değilim.


uçaklar manevra eyleyen günün sıcağında boğazıma yapışıyorlar ve burnuma dolanla ilgili bütün öyküleri anlatıyorlar.

şimdiye, şu ana, şu saniyeye kadar sevdiğim hiçbir erkeği
artık sevmiyorum.

herkes evine,

ha-ha !

1 yorum:

Adsız dedi ki...

-dim.

-miştim zaten.

-im yok, -nun değilim, değil..

-im kimse

nin,

el s, el...

denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez .