Cumartesi, Mart 26, 2011

hum.. neler olduğunu soruyorlar. peki..

hayatınızı uğruna adadığınız 3-5 şey düşünün.
güzel.
şimdi bırakın.

hoş değil öyle değil mi?

bazı şeylerden kaçamayız.. aslında hiçbir şeyden kaçamayız..
yani söylemeye çalıştığım, intihar da hayata dahildir öyle değil mi?
motor kazasından ne farkı var? o, kazada öldü.. diğeri ciğerinde biriken ödemden..
bir tanesi beynindeki urdan.. anlatabiliyor muyum?
anlatamıyor muyum? karanfilli kek bana genellikle ve tıpkı şimdi olduğu gibi ilkbahar öğleden sonralarını hatırlatıyor, plastik mor bir tabağın içinde sunulmuş ve portakallı oraletçe gözlemlenmiş..
hala anlatamıyor muyum?
bakın ellerinizi uyurken bıraktığınız yer ile ellerinizi uyandığınızda bulduğunuz yer arasında belki de hiçbir fark yok! bilemezsiniz.. bilemezdiniz okur, gazete kırıştıran bir sesle seslenirken anneniz size, kahvaltıyı düşman bellerdiniz belki ama yukarıda bahsi geçen bir öğleden sonrada, sevdiklerinizden ve sekse benzeyen ne var ki daha çok okuldan kaçmış ergen gibi ter geçiren gömleklerin bileklerini karartan her şeyden daha uzakta, burada böylece dikiliyorsunuzdur. dikine gömüldüğünüz toprak yaklaşık olarak omuzlarınız hizasındadır. türkçe yoktur, el çabukluğu vardır ve mübahtır ve siz ellerinizi oynatamıyorsunuzdur..
hala anlamıyor musunuz?
ben adımlarımı ölçünüze uydurmaya çalışırken okumuşumdur, o esnada aklınızdan uçup gitmiş bütün kederlerinizi, inançsızlığınızı emziren kandırılmışlıklarınızı, başka adamların ve kadınların omuzlarından baktığınız ama bir türlü göremediğiniz hayallerinizi ve tabi iç sıkıntınızı, meme başlarınızı ve meninizi..
bu böyledir okuyucu..

bazı hazlardan kaçamadığımız gibi hazların bütününden alıkonulabiliriz.
bazı yazlardan kaçamadığımız gibi bazı telefonların seslerini duyduğumuzda uyuyormuş gibi yapabiliriz.
bazı domates çorbalarının ardından bazı balıkları yemeye davranan ve şallarında barış işareti olan kadınlara bazı -maz ları açıklayabiliriz..

beni yeniden içine alacak bir anneye ve oradan geri çıkaracak bir babaya ihtiyacım var dediğimde fincanından akan kaynar suyun deriyi şişirmesine de bakın!

bazı sözleri verdiğimizde bazı sözlerin kendisi olmaktan geri dönüyor olabiliriz.
bu böyledir okuyucu..
bunu böyle anla.

Hiç yorum yok:

denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez .