kış. hava çok soğuk. havanın soğuk olduğunu ortamı aydınlatan kardan ve gözlerine kadar çektiği bej beresinden anlıyorum. simsiyah gözler bana dikilmiş, çok soğuk kin dolu bir bakış gözlerime yöneltilmiş. hafifçe yürüyor, yürümüyor, bana kıpırdanıyor, adımlıyor üzerime kendini. hafifçe geri çekiliyorum.
mavi gözlü olan ona yaklaşıyor. kulağına kadar sokulup, mırıldanıyor: "sakın konuşma onunla, söyleme ona"
anlam arayışı içindeyim. onlara bakıyorum, etrafta başka kimsenin olmadığını nereden anlıyorum bilmiyorum. ya mavi gözlü olan geri çekiliyor ya siyah bakan bir adım daha atıyor bana derken, cebinden hızla bir şey çıkarıp bana ateşliyor, alnımın tam ortasına gibi görüyorum ben fakat ateşlenen sol yanımdan geçip gidiyor, ne ara kımıldadım bilmiyorum. yere yığılır gibi sallanıyorum aşağı derken bir kez daha ateşliyor. ya susturucu takılmış ya da kulaklarım bir zamandır sağır. ikincide vurulduğumu biliyorum.
uyanıyorum.
gözlerindeki öfke üç gündür gözümün önünde. öfkesiyle yüz yüze olmak, onu beynime kazımak ama her aklıma gelişinde gözüne dek çekilmiş bereyi komik bulmak..
eski sevgililerimin rüyamda beni vurabildiği, sonsuz sessizliği başlatıp beni aynı sessizlikte yitirdiği bir dünya olabiliyor uykumda karşıma çıkan. hala uyanabiliyorum, şükür.
bir haksızlık var, onu anlıyorum. hakkaniyetli kişi ötekini neden susturuyor bilmiyorum. öteki neden konuşmak yerine beni vuruyor onu da bilmiyorum. ama beresine güleyim diye kış tandansı yaratmış olabilirim.. gördüğümde kaçmayayım diye en çok sevdiğim kişi beni vurmuş da olabilir. bilmiyorum. bunca yıl sonra neden rüyamda onu da bilmiyorum.
bildiğim, bir haksızlık var. ama kimin kime ettiği anlayamıyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder