Cumartesi, Ağustos 12, 2006

muson

günlerdir bir yerlere içimi dökmeye çalışıyorum. testinin kırılmasındaki metaforik anlamları sikeyim önce; şimdi
testi kırıldıysa dök dök nereye kadar içindeki öyle değil mi? ama şu da var testi kırılınca zaten içindeki de dökülür, di mi ya! basitlik hiç bu kadar yanarlı dönerli olmamaıştı!

imha etmem gereken bir şeyler var. ama o yamyamların yaptığı gibi düşlerime can yakan şeyler takıp onlardan takmayan benzerlerime saldırmakla olmaz işte.
ben kendimi diyordum .. imha.. ama nerden nerden?

bide şey diyordum saçlarım boynumu yakıyor. bak o zamanda boğazımdaki ses; tola topla diyordu. çok fena birşey bence bu. düşünce, dialoğa dönüşmemeli. anlaşma böyle yapılmalı, kendiliğinden, dan dan diye.

sonra misal birileri şarkı markı söylüyor, yine bir ses olayı tabi. ama aynı misalden ezbere söyleyebilirimki bu gece, yatağımdan kalkma sebebim müzik falan değil. böyle midemde bir asittir yakıyor, içimden babam çıksa sikicem.

zihin asidi de olabilir tabi bu. onu bunu bilmem, sikicem.

papatyanın ortasındaki şeysin sen dedi eren geçenlerde.. dedim etrafımdakiler yaprak değil meleeeek. ama ekleyemedim öldüğümde gelip yazacağım şiirleri üflerler kulağıma diye. "ay ölesin gelmiş gene sel bir dur" derse boğabilirdim, ondan yani.
zor ya zor; beyaz yapraklı olmak zor.. acıyorum ortasına oturduğum sanılan şeye! ha ha..

paris sıkıntısını böyle yürürken su birikintisine düşürdük diyelim. işte onu bööle sıkıp suyunu attıktan sonra geriye izmir ve marmaris kalıyor. sıkıntı oluyor sikinti, gel bize bazı bazı.

haz manevrası adında bir dümbelek varmış. arkamdan konuşmuş geçenlerde, haz maz kalmamış anam bitmiş o deyu demiş. alındım , içeri doğru, kusuyordum nerdeyse. düp düp düpücem onu bir ara , oryantal bulmalı..
(binlerce dan- söz var! dan dan dan!)

uyurken arandım bir de demin. yoksa bilmeyecektim midemden boğazıma acı dolu bir direnişin öyküsünü. iyi olurdu, uyku olurdu, alkol düşlerine yatardım falan, güzel şeyler elbette..
satie çalıyor arandığımda, ona uyandım o açıdan yani başkası olsa..

özet halinde aşklar var mesela.
bitince hikaye geriye kitap kalmıyor yine özet kalıyor. sonra çok tatsız bir şey yaa diyorum. anlamsız. ne bekliyordun ki derler adama.

onun bunun çocuğu olmak peter ın değil benim suçum.
axel ın suçuysa aslında axel olmamak.. yoksa grace wendy i donunda sallar. ben hiç wendy olmadım (olmammmm) o ayrı mesele.

öyle işte

Hiç yorum yok:

denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez .