bu buraya yazacağım son yazı olabilir.
ben bunu ve burayı kanla lekeleyip alın teriyle silmeye yetecek hakkı kendimde bulamamış olabilirim.
yine ben; bütün benlerimden arınamadığım için şu çukurdan sizlere sesleniyor ve kafama atacağınız son toprak birikintilerini bekliyor olabilirim..
sorun değil, yaşıyoruz.
canım sadece çok sıkkın değil, canımın üzerinde tortusunun özelliğini çözemediğim bir kalıntılar duvarı örülü. dikine değil yatayına doğrultudaki bu duvar benim ses duvarım. çığlığımı size duyurmaya engel olmak için özel olarak ant içmiş. sesim kısıldığından olsa gerek şimdi bu andı tükürüyor..
çok klas açıklamalarım var. önceliği kanıma ve onun yerde kalmışlığına inat gökteki yansımasına veriyorum. yıldızına saplanmış bağrı açık sözü geniş bir gencin ölümü bir yansıma. bana öyle gelsin diye oraya düşürülmüş bir gölge-ışık oyunu. ışıktan bedenli gölgeden ağızlı bir adamın habersiz gidişi.
(çemkiren sadece eşekler değil ya? kaplumbağalar da çemkirirmiş bak.)
sonralığı göle batmış ayak bileğini, kıymığından ayrılan deri gibi ferahlatan bir antik izmir çocuk tanrısına veriyorum. imge ve düzlemin eğrisinden kopup nasıl metafor ve patikaya dönüştüğüne şahit olduk. düşen çene sele gelince damağına yapışmış dil gibi kenetlenip, kurumaya heveslenirse böyle olur işte. siz sustunuz, yıllar geçti, ben sustum; yıl gitti sel baktı.
(çemkirme sesi çe midir me midir?)
öncedenin evvelinde, sonradanın ardında sıraya durmuş eli ip tutan yüzü melek bir adam var şimdi karşımızda. uzun uzadıyanın uzası dile kolayın kolayı 2senenin 2si bu adam, bizi kilit kilit kapılarımızda mağaramızdan çıkartıp şehrin göbeğine bırakmış dahasında da kaçmıştır. dımdızlıklağımız bekçi pipisini andırırken donunu ararken domalmış talihsiz kurbağa gibi yerimize çöküvermişizdir, zannedersin çörekleniverdik. defol demiştir ki bu bir haberdir. haber vermeden gidenler gibi haberli gidenler de vardır.
çok klas açıklamalarım var.. keşke beni çok özlese dediklerim özledik diye ayağa kalkmış ben yanlarına sokulunca altımdaki sandalyeyi çalıp bir başka göte altlık; serseri bir fikre beni kurban etmişlerdir. bu kısma özetle eski arkadaşlar denebilirken, offofff nidası ovalara yayılabiliyor.
(ovada çemkirmek yankı yapar mı?)
okuldan ve okulla alakalı her tanıdıktan ayrı ayrı nefret ediyorum. dibimde kalmış çukulata parçacıklarını parmaklarıyla sıyırırken onlar ne de olsa ben çoktan ölüyordum.
ben kendimi anlatsam yine anlamadık dersiniz. yaramı açıp aha bunu yaptınız bakın desem biz yapmadık der gibi bakar ama pek mühim bi şey yokmuş canım dersiniz.
küsüm. beni sallandırdığınız iplerin yargı markalı düğümlerinde çürüken, size küsüm.
küsüm. hakkaniyet diye inleyip 31iniz sona erdiğinde bir mendil darbesiyle silinip yok olduğumdan size küsüm.
şimdiden küsüm. uzaklarda bir yerde; kum havuzu ve içindeki değil kum toz olmaktan bile cayıp yok olduğu halde hala benimle oynayan çocukların da bir gün gidecek olmalarından dolayı size küsüm.
onlara da küsüm.
(küsmek bir üzüm çeşidi değilse çemkirme çeşidi midir?)
evet, zatüre oldum.
ve evet hastalık ayrı ayrı ve bütünleşik olarak (farketmez) nefret ediyorum hepsinden dedirtebilen tramvatik bir dönem. bu kapağı kaldırdım ve geri dönmeye niyetim yok.
ben ne yazarsam yazarım kimse üstüne alınmayacak.
yattığım yerde defoluyorum, bu halde nasıl gidilir bilmiyorum.
2 yorum:
kırmızı
seni özledim
Yorum Gönder