mesala şarkıda diyoki öylece dur kımıltısız gün misali böyle üç bakışının üçünde de aynı heykel görüntüsü istediğin kadar dön bak böyle değişmiyor allahseniinandırsıncı bir durumda kıl kendini diyor. elin kolun mesela taksimde yürürken sen oynar eder cambaz misali iken camgöbeğinde iki göbek atar gibi böyle renk tayfının kırılmış, olmayan yayı gibi atar gibi .. cambaz misali üç bakışın ikisinde ahtapot sanırsın ki üçüncüde ayılırsın işte o aygınlık misali..
sonra ebem diyorum mesela. hatıralardan bir demet derkeeen hoop bir bakmışım doktor eben yaşıyor diye haber uçuruyor iki dudak arası boyunca dersin fısıltı değil bağırtı; üç bakışın ilkinde bağırtı geri kalanlarında yorgun fısıltı. dön dön bak bak insanı yoruyor tabi dersin ebesi ölmüş. ama yok yaşıyormuş. doktor araba dedi yok ben dedim ben araba dedim doktor patinaj dedi ben anladım ebem yaşıyor. mut dalgası .. ah ne dedim? şey dedim dalgalanıyor dedim. söyle ona diyemedim. dalgalanıyor, böylece hem önünü hem arkasını görünür kılıyor. yabancı olan dengesiz der yok dalga o çarşafı alıyorsun üzerinde yeni tepişilmişinden; öpücüklerini, elini, belini, terini, kalçalarının-dizinin izini, soluğunu, gözündeki yaşı, saçındaki teli emmiş de tükürsün sanki artık diye silker gibi. evet, çarşaf gibi dalgalandırıyorsun pencereden.. önü arkası bir. önce öpücükler düşüyor ki yeni bir göz yaşı salgılıyorum çarşaftan mı benden mi düşüyor aşağı bilemiyoruz, düşünüyorum.
hem diyorum klişe bunlar. yok diyosunuz, ağzımı açıp şarkı söyleyesim geliyor gelen rahat bıraksa söyleyecem okulda izlediğim bir belgesel başıma dikilip gözlerini klavyemde oynatıyor. korkuyorum. vallahi korkuyorum, fincan alıyorum bir tane yeni bir mesela tutturacakken türkü niyetine bakıyorum fincan boş söküyorum dudaklarımdan geri, neden yapıştırmıştım ki?
kendine mektuplar, kalemin ismi. kalem çizmeye yarıyor. delirmekten korktuğumu söylediğimde öksürmüştü. jul olsa elit öksürmesi der, doktor da böyle öksürüyor hayır doktor öksürmüyor mendili yok hayır mendili var, olmalı canım kibar rolü biçmiş kendine mendilsiz olmaz bilmiyor mu? öksüren doktor değil. öhö öhö. öksürten peri tozu değil. bu koku ne? duman! duman ya.. meselası göğe çekilen göğde duran bir canavarca gönüllerimizi kazıyıp adını altın spatulalarla oradan kazıyan bir kürek yoksunu hayır kürek mahkumu hayııır! dikkatini toplatamıyorum. özür dilerim. özür dilemessin. doktor konuşmuyor. birisi daha konuşmamıştı. neden susuyor? ben de susmuştum. şakıyacağım vardı gözü kanadıma takıldı diye sustum. korktum dedim ya! göğe çekiliyorlar. gök çekiyor. gökte bir şey çekiyor. korkmadan çekiyor. oysa ben korkuyorum. güzel. demekki yerdeyim. boşuna takılmış gözleri kanatlarıma..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder