iki tür insan vardır; zihninin içinde çalışanlar ve zihninin dışında çalışanlar.
içinde çalışanlar, seslerini yankı edip dağlarında, buğusuna tutunmuş cam gibi sise bırakırlar kendileri boylu boyunca uzanmış yarı çıplak vaziyette, göğüsleri parmaklıkları emzirsin diye. pelerini sırtından sıyrılmış keşişin ayak parmaklarından başlayan ağrısı
tutulup da göğce
bırakılıpça yerce,
sallanırken orada burada
ve sinde virgüllenen kendi yutkunuşunu hatırlamaz olmuş boğaz sınırı gemileri.
ağrı bulanacak bir başkasını bulamaz bulamaz iken devesinde bir cücenin son de ve ilk cüsüne yol almış; aldı aldı da bir vermedilere kınasını gösterecekmiş zannedermişsinki hoop sesler sıyrılıp da düşüvermiş dağdan. yere çakılan ses iklim iklim çeşitliliklerdeki kirlenme ve bulanıklıktan yola dönerek şöyle haykırmış :
-şöyleler böyle iken-
lady, hear me tonight !
yazgısı sarmalları sarmal ederken tel tel döküldü sanılan pul pullarını balık haliyle tuzlayıp kara gömmüş. tuz ve buz böyle sallanmış ki sallanmak ağrının adıydı, emeller de böyle selsiz kalmış.
imza: içinden çizgiler geçen küçük a
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder