burada oturuyor ve seni seyrediyorum. kirpiklerimdeki titreşimin sebebi boğazından uzanan hava dalgası değil, sensin bu kez. şair şiirni grup şarkısını ediyor. fırında bir şey pişiyor ve ekmek dumanıyla tanışıyor; içinin ısınması; yukarı bakmak, bu kez. anne sesi rüzgara değmiş saç gibi bütün anlamlarımı tersten okumama sebep oluyor; yan oda özleniyor. yan yan bakılıyor, oda oda çaresizliklerimizi dev bir labirente dönüştürüyor. peynir, aynalara çarpa çarpa dönüşüyor, süte geliyor söz gelimi, el kayıyor memeye değiyor, yoğun yollu bir sıvı bedene yapışıyor. "aramadım kimseyi" ses, kapıya deyip odayı darmadağın ediyor; "ekmek fırından çıktıııı"
sel doğuruyorum:
"kendisine masal yazacak çocuk kalmayıncaya dek
portakalı başımın üzerinde soydu oklar. gerildiği yerden ilk fısıltıyla kendini bırakan ilk ok, bakışını işlemeli eteklerinden kaldırsın diye eğdim ömrümü avucu çocuk yüzü saran teyzelerin eteklerinden. tık tık tıkırtı olurken bık bık bıkırtı olmuyor ama bıkıntı olmaya dudak geriyordu; göz kısıyordu. korktum. piyano bacaklarımın arasında kaydı;
bacaklı bir kan gölüydüm
aşk aramdan göründü.."
söz bir afiş.
hizzasında birbirine paralel eğriler aranan.
ama sen: aramadım kimseyi !
o kadar yorgunuz ki bütün p harfleri ayna görmüş q gibi kırıtarak dönüyor arkasını arkamıza. "arkalarımız değseydi ya" ile "arkanda arkam var" el ele tutuşup birbirlerini ilk dost ediyor; bir ayna içinde kılı kırk yaracak sonsuz yarılmalar ile gözüne yansıyor.
o kadar yorgunsun ki..
cody.. sevgili sevgilim. kaşık üzerinde kanıyorum. cody. cody.
bu sesi sana seslenmek için çıkarıyorum: sesler neden çıktıkları yerden sus işaretine benzer bir fren ile kesilmez, neden hep testere kullanılır?
deliriyorsun.
sana değiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder