Salı, Mart 14, 2006

kişisel ısınma-II

ses örgüsüyle ilgili kişisel algı...

Ses örgüsünü bozmak adına;

Kendi adına konuşamayan kenelerin benim adıma konuşmaları gururumu okşuyor. Sıcak temas; uyutuyor zamanla. Kestane kokusu boşa değil diyorum, burnum hala 5 yaşında, ananemin parmakları arasında sıkılmakta. düş bir yana, hep sıkılan ama hep sıkılmayan bir çocuk oldum. Şimdilik iyi görünüyor; oyun oynamakta çocukluğuma yok. (sex shoplarda emzik başka sebepler, dolayısıyla başka sonuçlarla satılıyormuş. Zararı yok çoğunlukla çıplağız –maskelerimiz altında..diye ekledi. dil. Çıkar şimdi kolaysa...-

Örgü nedir? Tuğlaları parça sayıp bütüne gidecez diye bina yapan akılların çarpıklaşmadaki yeri, 6 tane ben 666 tane şeytan sığdırır alanına. Halbuki evde beslendiği ileri sürülen bu yolla evcilleştirildiklerini akla getiren sevgili ev kukularının trafiğe çıkmadan evvelki dönemlerde yaptıklarını hiçe saymak aptallık olur. Ören bayan vardı mesela. (bu arada.. sevgili mesela; seni unutmuş değilim tam bu satırlarda. Ama daha sonrakiler için söz veremeyeceğim) ören bayan bir vardı ki, renk cümbüşüne bahane aratmadan üşüyen tenlerimizi ve daha sonra üşüyen moda aksesuarlarımızı fena halde memnun etmişti. Etmişti değil aslında, sırtımdaki süveter için; iyi ki varsın ören bayan!

(“Ören bayandan soba masalları” bu masalı daha sonra anlatacağım .)

Örmek kısaca bir şeyleri, bir şeyler ya da elle birbirinden geçirmek anlamına geliyormuş.

Örgü de örmek eylemiymiş. Bana örmek eyleminden çok sonucuymuş gibi geldi. (bu laf kalabalığının hepsi şaka. Uyandığımızda yanmış sırtlarımıza yaslanamayacağız. güneşten güneşten) her neyse.

Saç,yün, duvar, sepet, olay... örgüleri varmış. Ayrıca sanatta ve dokubilimde hatırı sayılır anlamlar yeri varmış. Üstelik kendinden ve kendi kökünden türeyen yığınla sözcüğü, anlamı varmış. İyiymiş hoşmuş fakat ses örgüsü ses tellerinin birbirlerine geçmesi mi yoksa sözle ya da saf sesle sonuçlanacak bir dilsel faaliyetin birbirine değil; o arenadaki her bir malzemenin başka malzemelerle iç içe geçmesi miymiş? Ses gürültü oldu olalı, anlamsızlıklar birbirine geçiyor. Buna saf ses dersem bir gün, bileklerimdeki tüneli ilk ben kazacağım. (kahraman olduğumu söylemiş miydim?)

-Sel örgüsü yoktur. Sel düğümü vardır! Dolayısıyla örgü düzgüniyete sahiptir! (hepimizin arayışı şu düzgün niyet.)-

Bir sonraki masal için “ören bayandan soba masalları” ek olurken, “ses duvarı” metin olarak dikilecektir. (Madem sesten örülmüş birileri, duvarına da bakmakta fayda var.)

Olur da bir kez daha doğarsam, hayır alnımda gördüklerinizin hiçbiri şaka değil tabelası* asacağım zavallı boynuma.

Boynumda bulunmak da alnıma uzanmak da iş istiyor çoğunlukla. Zor iş hem de.

*acaba talebemiymiş de cevaben; yok değilmiş. Tek hücreye bakan ses duyargaları açık bir yanılgı yalnızca. Ama korkmayın pelerinim üzerimde açıklama yapıyorum, kahramanınızım, taytı en sıkısından.

Hiç yorum yok:

denizin bütün suyu düşünsel bir kan lekesini yıkamaya yetmez .